Cuma , 24 Kasım 2017
Anasayfa 5 HABER VE DUYURULAR 5 SEMİNER “Tarihten Günümüze Tekfir Problemi”

SEMİNER “Tarihten Günümüze Tekfir Problemi”

Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi seminerleri kapsamında Kezer Yerleşkesi  konferans salonunda İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç.Dr. Fadıl AYĞAN “Tarihten Günümüze Tekfir Problemi” konulu seminer verildi.

Yrd. Doç.Dr. Fadıl AYĞAN  “Tekfir, bir kimsenin, Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği ilkeleri veya bunlardan birini inkar ettiği ya da bunlara aykırı davranışta bulunduğu dolayısıyla kafir olduğuna hükmetmektir. Tekfir, İslam’ın doğuşunun ikinci asrından itibaren başlamış ve günümüze kadar devam etmiş bir problemdir. Tarihsel süreçte belirli dönemlerde yoğunluğu azalsa da özellikle İslam dünyasının krizlerle karşılaştığı dönemlerde ve dolayısıyla günümüz İslam coğrafyasında yaygınlık kazanmıştır. Tekfir erken dönemde hilafet tartışmaları bağlamında yaşanan siyasi krizlerin neticesinde “büyük günah işleyenin durumu” ve “iman-amel münasebeti” meseleleri etrafında gelişmiştir. Bu bağlamda siyasi mücadelelerde güçlü bir dinî argüman olarak kullanılmıştır. Tekfir aynı zamanda itikadi ve fıkhi mezheplerin teessüsünden sonra mezhepler arası tartışmalarda karşı tarafa karşı kullanılan bir silah olmuştur. Belli bazı mezhepler tekfiri bir araç olarak sık kullanmakla birlikte Ehl-i Sünnet’in bu konudaki temel yaklaşımı “Ehl-i Kıble tekfir edilmez” ilkesidir. Gazzali’nin de ifade ettiği gibi 100 emareden biri dahi mümin olduğuna işaret eden bir kimsenin mümin olduğuna hükmetmek daha emin bir yöntemdir. Zira kafir olduğuna hükmetmede yapılacak bir hatanın daha vahim sonuçlar doğuracağı ortadadır. Tekfir probleminde dikkat çekilmesi gereken hususlardan biri de te’vil ve yoruma açık bir hususun tekfire konu olmayacağıdır. Yani ulema arasında tartışmalı olan ve farklı görüşler serdedilen bir konudan dolayı bir kimsenin inkarı söz konusu değildir. Yine bu hususta dikkate alınması gereken konulardan biri, bir kimsenin bir esası inkarı dolayısıyla küfre düşmesiyle bir başkasının bu kimseyi kafir kabul etmesi arasındaki ayrımdır. Zira bir kimsenin bir diğerinin herhangi bir sözü veya davranışı dolayısıyla kafir olduğuna hükmetme yetkisi bulunmamaktadır.  Bu bağlamda özellikle günümüz İslam dünyasında önemli bir problem olarak ortada duran ve şiddet üretmenin bir gerekçesi olarak kullanılan tekfirin, konjoktürel politik mücadelelerde dinî bir araç olarak kullanılmasından vaz geçilmesi gerekir. İslam coğrafyasında İslam şemsiyesi altında olduğunu deklare eden bütün gruplar, Müslüman kabul edilmeli ve yorum farklılığından dolayı fikir ve anlayışları din dışı değerlendirme terk edilmelidir. Aksi takdirde Müslüman toplumların şiddet sarmalından kurtulması mümkün değildir.” dedi.

Check Also

Üniversitemizde Hizmet İçi Eğitim Düzenlendi.

Üniversitemiz Personel Daire Başkanlığı tarafından Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Konferans Salonununda hizmet içi eğitim programı düzenlendi. Eğitime …