Cuma , 24 Kasım 2017
Anasayfa 5 ALT MANŞET 5 15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma Programı

15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma Programı

Üniversitemiz Konferans Salonu’nda Genç Girişimciler Topluluğu tarafından “15 Temmuz Demokrasi Zaferi” paneli gerçekleştirildi. Üniversitemizin Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Adnan Memduhoğlu’nun yönettiği panele, konuşmacı olarak Vali Mustafa Tutulmaz ve Rektörümüz Prof. Dr. Murat Erman katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda Genç Girişimciler Topluluğu başkanın açılış konuşmasının ardından Ramazan Toprak hocanın Kur’an Tilavetiyle devam etti. Eğitim Fakültesi öğrencilerimizin hazırlamış olduğu şiir dinletisinin ardından panele geçildi.

Moderatör olarak panelin açılışını yapan Yrd. Doç. Dr. Adnan Memduhoğlu, tarihimizde ki dönüm noktalarında milletimizi ileriye taşıyan büyük Tarihi kişilere değinerek; “Ömer Halis Demir adı sizlere ne anlatıyor bilmiyorum ama bana Ömer adı  Hz Ömer’i, Halis yaptığı işi Allah için yapmayı hatırlatıyor. Git! Vur! bu kalkışmayı önle diyen amire itaati hatırlatıyor. Gidiyor Ömer Halis Demir öleceğini, şehit olacağını bilerek kurşun sıkıyor. Ömer, şehit oldu onun şehadeti evvela emanetimizdir. Bu vatanı, canını siper ederek düşmanlara karşı nasıl  korunacağını gösterdi bize.” dedi. 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını anlatan Memduhoğlu, o geceki duygularını şu şekilde açıkladı: “O gece herkes gördü ki bu vatan çapulculara teslim edilecek bir vatan değildir. Mehmet Akif’in ifadesiyle altında şehitlerin yattığı bu vatan ebediyete kadar teslim edilmeyecektir.”

“Darbelerin ortak bir özelliği millete rağmen milletin iradesine karşı yapılmış olmasıdır.”

İlk konuşmacı olarak konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Murat Erman, 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişimini tarihimizde ki kalkışmalarla ve darbelerle kıyaslayarak: “15 Temmuz 2016’da ülkemizde alçak bir darbe girişimi yaşandı. Ancak bu Cumhuriyet tarihimizde ki ilk darbe değil. 1961, 1971, 1980, 1997 tarihlerinde darbe girişimleri gerçekleşmiş ve bu girişimler ülkemizi geri götürmüştür. Darbeleri şöyle bir analiz ettiğimizde bazıları emir komuta zincirinde gerçekleşmiş bazıları azınlık bir subay ve rütbeliler tarafından kalkışma olarak gerçekleşmiştir. 61’ ve en son yaşadığımız 2016 darbesi emir komuta zinciri dışında azınlık bir grup asker tarafından meydana getirilen darbeler olarak görülmektedir. Bazen de muhtıralarla iş başında, millet tarafından göreve getirilmiş hükümeti uzaklaştırmak suretiyle darbecilerin arzu ettiği yönetimler iş başına getirilmiştir. Darbelerin ortak bir özelliği millete rağmen milletin iradesine karşı yapılmış olmasıdır. Ancak 15 Temmuz 2016 darbesi bu diğer darbelerden farklı olarak gerçekleşmiştir. Bu darbeyi diğerlerinden ayıran temel bir özellik 1970’li yıllardan bu yana sinsi emellerine ulaşmak suretiyle ilmek ilmek bir örüntü şeklinde devletin kurumlarına sızan ve milletimizi de hizmet, himmet, hoşgörü, dinler arası diyalog gibi kulağa hoş gelen tanımlarla uyutan ve sözde dini kimlik altında gizlenen bir grup tarafından gerçekleştirilmiştir. Özellikle TSK, Emniyet Güçleri başta olmak üzere bütün devlet kurumlarına sızmış olan bu grup, fırsatını buldukları ilk anda bu milletin vergileriyle alınmış silahlarla, uçaklarla millete karşı büyük bir darbe girişiminde bulunmuşlardır. Bu darbe neticesinde 248 vatandaşımız şehit olmuş, 2196 vatandaşımız da gazi olmuştur. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Milletimiz içinde sevgileri yok olmayacak çok seçkin insanlarımızdır.” dedi.

“Ülkemizdeki bu şanlı direniş ve darbeye karşı sergilenen onurlu duruş başka ülkelerde de mazlum halklara örnek olacak bir hareket olarak tarihe geçmiştir.”

İlk defa ülkemizde bir darbe teşebbüsü milletin direnişiyle karşılaşmıştır. Milletin ve medyanın, Cumhurbaşkanımızın ve seçilmiş hükümetin yanında yer almasıyla darbecilerin arzu ettikleri primi ve rantı elde edemediğini belirterek konuşmasına devam eden Prof. Dr. Murat Erman: “Tüm bunları birlikte değerlendirdiğimizde bu darbenin diğer önemli bir sonucu da özellikle demokrasi vaatleriyle kandırılan ve Arap Baharı ismi verilen halkı Müslüman olan Ortadoğu, Kuzey Afrika ve başka ülkelerin mazlum milletlerine de ilham kaynağı olmasıdır. Ortadoğu’da da benzer oyunlar oynanmış ama oradaki halklar, Türkiye’de gösterilen bu şanlı direnişi maalesef ortaya koyamadıkları için aleyhlerine olacak şekilde sonuçlar doğurmuştur. Ülkemizdeki bu şanlı direniş ve onurlu duruş başka ülkelerde ki mazlum halklara örnek olacak bir hareket olarak tarihe geçmiştir. Bundan sonraki süreç, FETÖ denilen hain terör örgütünün kandırdığı halkımızın bundan sonra daha uyanık ve basiretli bir şekilde benzer birtakım girişimlere ve hareketlere geçit vermeyecekleri bir dönemi de başlatmış bulunuyor.” dedi. Bu süreçte rol oynayan tüm aktörlere teşekkür ederek konuşmasını bitirdi.

Tutulmaz, Siirt’te darbe girişimi akşamı yaşananlara ilişkin, “15 Temmuz darbe girişimi aslında anlatılmaz yaşanır.” ifadelerini kullandı.

Vali Tutulmaz, 15 Temmuz’daki psikolojiyi çok yakından yaşadığını aktardı.

“Bu millet darbe gecesi, Cumhurbaşkanı’nın sokağa dökülün emriyle sokağa döküldü ama öyle olmasaydı da bu millet dökülecekti.” diyen Tutulmaz, 15 Temmuz’daki psikolojiyi çok yakından yaşadığını aktardı. Siirt’te 14 Temmuz’da meydana gelen terör saldırısının, 15 Temmuz gecesi ile bağlantılı olduğuna işaret eden Tutulmaz, “Siirt’te 14 Temmuz gecesi bir terör saldırısıyla roketin atılmasıyla 15 Temmuz’un fişekleri başladı. Aslında 15 Temmuz’dan bir gün önce o iş başlamıştı.” dedi.

Vali Mustafa Tutulmaz, o gün tugay komutanı konumunda bulunan kişinin, operasyona kendilerinin çok önemli bir görevi olduğu gerekçesiyle asker göndermediğini darbe girişimi beklentisinde olmadıkları için bu durumu sorgulamadıklarını dile getirdi.  Boğaz Köprüsü’ndeki hareketliliği gördükten sonra tugay komutanı ile görüştüğünde sürekli kendisini oyaladığını aktaran Tutulmaz, 15 Temmuz gecesi yaşananlara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “(Eski Siirt 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Şimşek) Kendisini valiliğe çağırdım geç ve çok sayıda askeri araçla geldi. Önce yardımcısıyla sert bir konuşmamız oldu. Daha sonra tugay komutanı ile görüştük. Bu kadar kalabalık gelmesinin kendi güvenliği için olduğunu söyledi. Biz de bunun kabul edilebilir bir gerekçe olmadığını söyledik. O arada biz başsavcıyla otururken sivil toplum kuruluşlarından bizi arayanlar oldu. Biz de kendilerine valilik yakınlarında bulunmalarının faydalı olacağını söyleyerek vatandaşlarla görüşmelerimizi sürdürdük. Valilikte otururken çok sayıda kalabalık grubun valiliğe geldiğini gördük. Şükür o kadar silah sıkılmasına rağmen Allah’ın takdiriyle kimsenin burnu bile kanamadan o geceyi atlatmış olduk. O gün vatandaşlarımız; biz özgür olmadan, sözümüzü rahatça söyleyeceğimiz bir vatan olmadan yaşayamayız dediler ve o gün vatansız kalmamak için 240 vatandaşımız şehit oldu. Milletimizden ölümü hiçe sayacak şekilde davranış sergilendi o gün. Eğer ki bu darbe gerçekleşmiş olsaydı belki de şu an iç savaşta olan, fakirleşmiş, topraklarından evlerinden uzaklaşmış bir toplum olacaktık. Allah hepimizin yüzüne baktı. Allah bu millete bir daha bu sıkıntıları yaşatmasın. ” dedi.

Panele Siirt Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Cansever, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yüksel Birinci, Prof. Dr. Galip Bakır, Prof. Dr. Ender Sinan Poyrazoğlu, İl Emniyet Müdürü Mustafa Tokyay, AK Parti İl Başkanı Fuat Özgür Çalapkulu, öğretim üyeleri, öğrenciler, STK temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Program, soru cevap faslından sonra salondakilerin 15 Temmuz gecesiyle ilgili yaşadıklarını anlatmalarıyla son buldu.

Check Also

Üniversitemizde Her Öğrenci İçin Bir Fidan Kampanyası Başlatıldı

Siirt Üniversitesine bu yıl kaydolan 4000 öğrenci için ağaç fidan şenliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında  Siirt …